Kardeşler arasındaki Çatişma ve Kıskançlık-2 yaş Sendromu- Star Gazetesi Röportaj
Pedagog Sevil Yavuz Gümüş'ün Halime Sürek Kahveci ile Söyleşisi
Ben de, ben de, ben de!
Selçuk Erdem’e ait bir karikatürdü galiba. Sürüdeki koyunlardan biri (Bir sabah otlamaya çıkarken) “Arkadaşlar, ben artık sürü halinde yaşamak istemiyorum. Özgür olmak istiyorum. Tek başıma yaşayacağım. Hadi bana eyvallah!” gibi bir şeyler (tam hatırlayamıyorum konuşma balonunu) söylüyordu arkadaşlarına yani koyunlara. Diğerlerinden çıkan konuşma balonlarını ise günde belki yüz kez hatırlıyorum. Kızım ne zaman “Ben de” dese, gözümün önüne o karikatür karesine sığışan koyunların kafalarının üzerindeki, “Ben de, ben de, ben de” çığlıkları geliyor. Hatırladıklarım bununla da sınırlı değil. İki yeğeninden küçük olanın hep ağabeyini taklit ettiğini anlatmıştı bir arkadaşım. Büyüdüklerinde de değişmemiş bu. BU KADARI OLMAZ
10’lu yaşların başında lokantaya gittiklerinde mesela, kendi yemeğinden isteyen kardeşine fenalık olsun diye 10 kere yemek değiştirirmiş abi olanı. “Ben bir Adana istiyorum. Ben de. Hayır vazgeçtim, Urfa kebabı olsun. Ben de. Siz de kuru fasulye pilav var mıydı, ondan alayım. Ben de.” Arkadaşım gülerek bunu anlatırken ben henüz anne değildim ve “Bu kadar da olmaz canım!” filan demişimdir kesin. Ama oluyormuş daha fazlası da hem de. Unutmadan, bu kardeşlerden büyüğünün mühendis olduğunu, küçüğünün şu anda Marmara Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi görerek kendini kurtardığını söyleyeyim. Çocuk çareyi psikoloji okumakta bulmuş demek ki!
Bana böyle çok uzun yıllardır aklıma bile gelmeyen şeyleri hatırlatan Elvan’ın “Ben de, ben de!” çığlıkları oluyor. Sabahları kalkıyoruz, “Hadi oğlum, elini yüzünü yıka! Okula geç kalacaksın” diyorum. Cevap Kerem yerine Elvan’dan geliyor, abisi ayakkabılarını giyerken kendilerininkini kapıp asansöre koşuyor, “Ben de!” diyerek.
SANKİ ÖNÜNE TAŞ KOYDUK
Kerem okuldan geliyor, süt içmek isteğini söylüyor, kızım aradan sıyrılıp “Ben de!” diyor. “Hadi ellerini yıka oğlum!” demeye kalmadan, kardeşi “Önce ben!” diyor. Kerem’e çaktırmadan (çünkü fena halde gıcık oluyor bu duruma, hissediyorum) gülümsüyorum, sesime ciddi bir ton vermeye çalışarak “Elvan sen az önce yıkadın ellerini” diyorum. Okula gitmesi için biraz daha büyümesi gerektiğini anlatıyorum.
Ancak iş, ilaç kısmına gelince durum biraz değişiyor. Hafif bir burun tıkanıklığı vardı oğlumun, sprey kullandık. Ama küçük kız her seferinde “Anne ben de!” diye araya girdi. “Bu ilaç, herkesin ilacı kullanılmaz” dediysem de anlatamadım. Öyle bir feryat figan kopardı ki, sanırsınız biz bal börek yiyoruz onun önüne taş koyduk. “Aaannnneee, beeeen deee!”
Şimdi yazdığım satırları, az sonra bir psikoloğa okuyacağım. Değerlendirmesini ve önerilerini haftaya yazayacağım. Malum yerimiz kalmadı. Bu arada koyunlu karikatürün kime ait olduğunu biliyorsanız, yazın lütfen. Düzeltelim...
Halime Sürek KAHVECİ
http://www.stargazete.com/cumartesi/yazar/halime-surek-kahveci/ben-de-ben-de-ben-de-262204.htm 15 Mayıs 2010 Cumartesi
|